|

Saliha Sultan Çeşmesi ve Etkileyici Hikayesi

Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi, İstanbul’un tarihi dokusunu yansıtan önemli bir yapıdır. I. Mahmud’un annesi Saliha Sultan’ın emriyle Lale Devri’nde inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde çeşmeler, hem su ihtiyacını karşılamak hem de estetik ve mimari bir değer olarak şehre katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır.

James Robertson and Felice Beato, Istanbul, 1853
James Robertson and Felice Beato, Istanbul, 1853

Bu çeşme, Sokollu Mehmet Paşa Camii, Saliha Sultan Sıbyan Mektebi ve Yeşildirek Hamamı ile beraber bir külliye oluşturması planlanarak inşa edilmiştir. Bu tür külliyeler, dönemin Osmanlı mimarisi ve sosyo-kültürel yapısının bir yansımasıdır. Külliye, cami, medrese, hamam, çeşme gibi farklı yapıları bir arada bulundurarak, sosyal, dini ve kültürel ihtiyaçları karşılama amacını taşır.

Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi, tarihsel süreç içerisinde koruma ve onarım çalışmaları görmüştür. 1953’te geniş kapsamlı bir restorasyon gerçekleştirilmiş, 2005 yılında ise yeniden onarılmıştır.

Ancak, kentleşmenin ve trafiğin artması nedeniyle, çeşme zamanla “meydan çeşmesi” olma özelliğini kaybetmiştir. Modern şehir yaşamının etkisiyle, bir zamanlar sosyal ve kültürel hayatın bir parçası olan bu çeşme, artık yoğun trafiğin gölgesinde kalmıştır. Bu durum, çeşmenin görsel algısını da etkileyerek, tarihi dokusunu ve önemini arka planda bırakmıştır.

Sonuç olarak, Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Ancak modern şehir yaşamının getirdiği değişiklikler, bu tür tarihi yapıların fonksiyonunu ve algısını değiştirebilmektedir. Bu, tarihi değerlerin korunması ve tanıtılması için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini göstermektedir.

Ulaşım ve Harita

 

Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi’nin etkileyici hikayesi

Azapkapı’da küçük, sıradan bir mahalle çeşmesi bulunmaktaydı. Bir gün, IV. Mehmet’in eşi Rabia Gülnuş Valide Sultan, bu çeşmenin yanından geçerken, çeşme önünde gözyaşları içinde bir kız çocuğu gördü. Adı Saliha olan bu küçük kızın testisi kırılmıştı.

Sultan, Saliha’yı avutmak istedi ve ona bir miktar para vermek istediğinde, Saliha’nın cevabı Sultan’ı şaşırttı: Kız, testisinin kırılmasına değil, ailesine su taşıyamayacak olmasına üzüldüğünü belirtti. Bu saf ve içten cevap, Sultan’ın kalbini derinden etkiledi.

Rabia Gülnuş Valide Sultan, Saliha’yı sarayına aldı. Yıllar boyunca ona şefkatle bakıldı ve eğitildi. Zamanla Saliha, sarayın en değerli hazinelerinden biri haline geldi ve Sultan’ın oğlu II. Mustafa ile evlendi. Saliha Sultan, o basit çeşme önünde yaşadığı o acı dolu anı asla unutmadı ve o çeşmenin yerine, bölgenin ihtişamına uygun bir çeşme yapılmasını arzuladı.

Yıllar sonra, oğlu I. Mahmud tahta çıktığında, annesinin bu dileğini gerçekleştirmeye karar verdi. Dönemin ünlü mimarı Kayserili Mustafa Ağa’ya başvurarak, Lale Devri’nin zarif estetiğine uygun, detaylı taş işçiliği ile süslü bir çeşme yaptırdı. Bu çeşme, Topuzlu Bendinden gelen Taksim Suyu ile besleniyordu.

Bu yeni çeşme, hem estetik bir şaheserdi hem de Saliha’nın çocukken yaşadığı anının bir hatırlatıcısıydı. Bugün bile, İstanbul’un bu özel köşesinde, Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi’nin etkileyici hikayesi anlatılmaya devam ediyor.

Bu hikaye, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş birçok hikayeden sadece biri. Ancak, İstanbul’un her köşesinde gizli bir öykü barındıran bu tür eserler sayesinde, geçmişin ruhu bugüne taşınıyor.