Jozef SZAJNA – şavaşların tiyatro izlemleri

 

 

Bu metin
Polonya Sahne Tasarım Merkezi
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü
Polonya Büyükelçiliği
Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin
işbirliği sonucu olarak
1993 yılında hazırlan sergi katalogundan alınmıştır.

Szajna’nın Sanatı: Resimler, Kolajlar

JOZEF SZAJNA VE SANATINDAKİ OLUŞUM SÜRECİ

Jozef Szajna, 13 mart 1922’de Rzesnow’da. doğar. Okul sıralarında yalnızca fantezileri ile dikkat çeker. Çünkü sıradan bir öğrencidir. Ancak spora karşın yakın bir ilgi duyar. Ayrıca resim yapmayı da çok seviyordur. 1938 yılında Polonya’da lise düzeyinde okullar arası yarışmalarda tramplen atmada birinci, yüzmede ise ikinci olur. Bunlar Szajna’nın ilk gençlik çağının başarılarıdır.

İkinci Dünya Savaşı bir yıkım gibi üzerine çöker. Savaş nedeniyle ailesi dağılır. Bu durum o güne dek Szajna’da oluşmuş olan yaşam ve mutlulukla ilgili tüm kavramları yok eder. Zamanından önce asker olmaya karar verir. 17 yaşında kendi sorumluluğunu üzerine alır. “Szare Szeregi” adıyla anılan İzci Gençler Birliği’ne katılır. Böylece spor yerine silahlı mücadeleyi resim yapmak yerine de sabotaj etkinliklerini seçer. Bir süre sonra partizanlık ve sabotaj suçlarından Almanlar tarafından kara listeye alınır. Gestapo 1941’de Szajna’yı tutuklamaya eve gelir, ama bulamaz. Arkadaşıyla Polonya-Macaristan sınırını geçmeye çalışırken yakalanır. Naziler mesleğini sorduğunda: daha önce profesyonel anlamda hiç çalışmadığı halde ressam olduğunu söyler. Kendisini yakalayan subay, resmini yapmasını emreder. Yaptığı portrede yeterince iyidir. Kaderin garip cilvesi sonucu resimleri üzerine ilk övgüyü celladından alır. Ardından kolunda 18729 numarasıyla önce Buchenwal’a oradan da Auschwitz’deki toplama kamplarına götürülür.

Birkaç başarısız kaçma girişiminden ve kadınlar kampından yemek çalmak suçlarından ötürü ölüme mahkum edilir. Giysisine tehlikelidir anlamına gelen (I,L) harfleri işlenir. Verem nedeniyle kamp hastanesindeyken öteki mahkumları çizmeye başlar. Resmini geliştirir.

İlk gençlikten delikanlılığa varan toplam beş yıl bu esir kamplarında geçer. Milyonlarca insanın öldüğü kamplar Szajna için tam bir cehennemdir. Ölümden kurtulduktan sonra “Darağacından geri döndüm, o yüzden yaşam ile daha fazla ilgim var”(1) diyen Szajna o günlerin değerlendirmesini şöyle yapar:

    “Bu kamplardan aldığım ders; ilkel bir olgunluktu, savaştan önce varlığını bile fark edemeyeceğim büyük bir şaşırtı, öyle ki, bütün dünyayı egemenliği altına alan bir şaşırtı, daha önceleri insanlık tarihinde kişinin böylesine uygar bir toplumda kıyıcı olabileceği düşünülemezdi. Kampın koşulları bilinçlenme sürecini çabuklaştırdı ve biçimlendirdi. Gözlerimi acımasız bir savaşıma açtılar. Değişik ülkelerden ve düşüncelerden oluşan bu insanlar kitlesi içinde yaşamak beni zenginleştirdi. Bu trajik gözlem, insanların içinde varolan derinlikleri ortaya koyma gerekliliğime dayanan başka düşünceler tasarımına dönüştü.(2)

SAVAŞ SONRASI DÖNEM

Savaş ve işgal yılları Szajna için bir çeşit üniversite olur. Bu acı dolu dönem; hem dostlukların hem de kişiliğin oturması açısından ilginç bir deneydir. Savaş bitince Szajna;

    “Özgürlüğün ilk günleri benim için sevgisiz bir boşluktu, ama ayaklarımın üstüne kalkmam için de bir süreçti. Hiç kimseye gerekli olmayan, komplekslerle dolu bir şekilde bilim alanında şansımı arıyordum. Kendi “kamburumdan” utanıyor ve yaşadığım şeyleri itiraf etmiyordum. 1947 yılında Krakow Güzel Sanatlar Akademisi’ne başladım: Resim ve sahne tasarımı alanında gerçek üstü büyü ve düş dünyasının kapısı açıldı. Fazla bir şey istememe karşın, kendimi yoğun bir çalışma içinde buldum.(3)

Szajna savaş sonrası eğitimini tamamlar ve 1952 de resim bölümünden 1953’de de yönetmenlik bölümünden mezun olur. Birbirine karşıt iki alanda diploma alır; çünkü ressamlık iki boyutlu düşünceyi, yönetmenlik ise sahnedeki boşluğu yani üç boyutlu bir yere oyunu yerleştirmeyi öngörmektedir.

Okul bittikten sonra önceleri resim yapmak için siparişler alır. Ancak evlenip, ailesini kurunca; varoluşunu ve sanatını geliştirecek kalıcı bir işte çalışmasının daha doğru olacağını düşünür. Uğraş olarak kendine tiyatroyu seçer. Opole’de (Leski adıyla Silazya) ki tiyatroya sahne çizimcisi olur. 1953 de ilk çizimini yapar ve 1955 yılına kadar burada çalışır. 1957 yılında burslu olarak Paris’e gider. Orada Malewicz, Kandinsk, Brague ve Picasso’nun soyut sanatlarının büyüsüne karşın, kendi sanatsal arayışlarının ardına düşer. Craig ve Meyerhold’un kuramlarının da içinde yer aldığı konstruktivizmle ilgilenmez. Bahhaus ve Dada hareketiyle tanışır.

SZAJNA’NIN ETKİLENDİĞİ KAYNAKLAR

Szajna’nın sanatçı kişiliği iki ayrı düzlemde gelişir. O önce ressam sonra yönetmendir. Başlangıçta bir yönetmen olarak kendi tiyatrosunu yaratırken Stainslav İgnacy Witkiewicz, Eugene İonesco ve Samuel Beckett gibi avant-garde ve uyumsuz yazarların düşüncelerinden etkilenir. Ayrıca Jerzy Grotowski’nin oyunculuk anlayışından da yararlanır. Ressam olarak da yapıtlarında; Brugel’in Picasso’nun, Hans Belmer’in, Salvador Dali’nin ve Kurt Seligmann’ın izlerini taşır.

Ancak tiyatrosunun biçimlendirilmesindeki en büyük etken kuşkusuz Witkiewicz olur. Witkiewicz’de Szajna gibi ressamdır. Boch’un çizgisine yakın bir anlayış ile resimler yapar. Tablolarında kömür ve tebeşir tozlarından elde ettiği pasteller ile alışılmadık, değişik malzemeler kullanır. Resimleri ile olduğu kadar yazdığı oyunları ile de ilgi çeker. Grotesk, gerçeküstücü anlatımları ile dışa vurumcu tiyatronun, uyumsuz tiyatronun Polonya’da ilk örneklerini verir. Yapıtlarında olduğu gibi resim ve tiyatro üstüne geliştirdiği Saf Biçim kuramı ile de Witkiewicz avant-garde sanatın savunuculuğunu üstlenir. Kendinden önceki sanat anlayışına “Eğer herkes bu günkü Viyana ekolü gibi düşünseydi, felsefenin varlığı sona ererdi. İşte hepimiz tümüyle yepyeni olgular karşısındayız, bunları dile getirmeye çalışıyoruz ve onlar da herşeyin anlamdan yoksun olduğunu söylüyorlar.(4)” diye karşı çıkar. “Resimde Yeni Biçimler” adlı kitabında resim sanatına ve genelde sanata yeni bir bakış açıları kazandırır. Görüşlerini “Saf Biçim” kuramında toplar. Ama eleştirmenler hem kuramına hem de resimlerine düşmanca bir tavır alıp, karşı çıkarlar. Yaptıklarını çok grotesk ve anlaşılmaz bulurlar. Oysa Witkiewicz; bir sanat ürünündeki biçim ve içerikten, bunları oluşturan öğelerin özgül yapısından söz etmektedir. Bu kuramını şöyle tanımlar:

    “(…)” Saf Biçim” diye kendiliğinden harekete geçen ve bir estetik duygu yaratan biçimi adlandırıyorum. Bu içerikten kopmuş bir biçim değildir, zira hiçbir canlı, böyle bir biçim yaratamaz, ama onun içinde gerçeğe bağlı olarak bulunan şey, ikinci planda gelir…”(5)

Witkiewicz resim sanatı için ortaya attığı bu düşüncesini tiyatroda da sürdürür. “Sanatsal Tiyatro Üstüne” adlı yazısında bu konuya şöyle değinir:

    (…)”Biz tiyatroda büsbütün ayrı bir dünyada olmak istiyoruz. Bu dünyada bütünüyle düzensiz bir yaşamın fantastik psikolojisiyle dolu insanlar olsun. Yalnız olumlu davranışları ile değil, aynı zamanda kendi yanlışlarıyla, yanılgılarıyla… bu insanlar yaşayan gerçek insana benzemeyebilir. Kendi acaip ilişkilerini kuran, hiçbir mantığa bağlı olmayan, yalnız oluşumun “Saf Biçim”i… Burada amaç, oluşumların biçimlerini aynı gerçek yaşamdaymış gibi kabul ederek yaşamak, algılamak…”(6)

Witkiewicz 1956 yılında Polonya’da yeniden keşfedilir ve önerdiği kuramıyla yeniden gündeme gelir. Szajna “Saf Biçim” kuramı ile yakından ilgilenir. Witkiewicz’in bu düşünceleri onu tiyatrosunun oluşumuna önderlik eder. Sazjna yalnızca Witkiewicz’den etkilenmez. Onun sanatını besleyen kaynaklar arasında dadaizm ve sürrealizm de büyük rol oynar. Ama en önemli algılanma kaynağını kendi yaşamı oluşturur. Toplama kamplarında geçirdiği beş yıl kişiliğini ve sanat anlayışını içten kuşatır. Dadacılarda ve gerçeküstücülerde ortaya çıkan biçimcilik, Szajna’nın yapıtlarında yaşadığı acı deneylerin sonucunda psikolojik yansıma olarak gelişir. Beş milyon insanın öldürüldüğü bu toplama kamplarındaki insanlık dışı görüntüler; resimde ve tiyatrosunda gerçeküstücü öğeler ile yer değiştirir. Öyle ki, gaz odalarındaki insanlar, yanmış cesetler, sahipsiz ayakkabılar, ortopedik bacaklar, gaz maskeleri, kırık gözlükler, taraklar, altınları sökülmüş takma dişler, tel örgüler, eski tekerlekler, borular ve diğer manzaralar Szajna’da birer simge olur. Sanatının ham maddesini geçmişindeki bu yaşam süreci belirler. Böylece etkilendiği bütün “izm”ler ondan bir “yöntem” yerine bir “yaşam biçimi”ne dönüşür.

Cengiz Korucu
  1. August Grodzicki, Polish Theatre Directors. Varşova. İnter-press Publishers, 1979.s. 154
  2. Szajna, Varşova. 1980.s.24 (“Öyküden- biz öz sözcük” Radar.
  3. Szajna, Seçmeler ve Kazanımlar. (Bozena Kowalski’nin “Sanatçılar-Yaklaşımları” adlı kitabı için hazırlanmış yazı)
  4. Wojciech Staba. “Stanislaw Ignacy Witkiewicz: Ressam, Kuramcı ve Saf Biçimin Yaratıcısı”, Gergedan, Sayı: 3, Mayıs 1987.s.99.
  5. İbid, s. 102.
  6. Oben Güney. “Gecenin Parmakları ya da Szajna”. Tiyatro 75. Sayı: 28.s.51

 


JOZEF SZAJNA
Ressam, grafiker, sahne tasarımcısı, yönetmen, oyun yazarı, tiyatro kuramcısı.

13.03.1922’de Rzeszow’da doğdu. II. Dünya Savaşı sırasında direniş hareketine katıldı ve 1941 – 1945 yılları arasında Oswiecim (Auschwitz) ve Buchenwald toplama kamplarında kaldı.

Krakow Güzel Sanatlar Akademisi’nin Grafik Bölümü’nü 1952’de, Senografi Bölümü’nü ise 1953 yıkında bitirdi. 1954 – 1965 yılları arasında Krakow Güzel Sanatlar Akademisi’nde bilimsel öğretim görevlisi, 1972’den itibaren de Varşova Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör ve iki yıllık Sahne Tasarımı Yüksek Okulu’nda yönetici olarak çalıştı. Polonyalı ve yabancı öğrencilere eğitim vermektedir.

1955 – 1963’e kadar sahne tasarımcısı, 1963- 1966 yılına kadar ise Krakow’daki Nowa Huta Halk Tiyatrosu’nda müdürlük yaptı. 1965 yılında yönetmenlik yapma hakkını kazandı. 1966 – 1972 yılları içerisinde Krakow’daki “Eski Tiyatro’yla, Wroclaw’daki “Çağdaş Tiyatro’yla ve Varşova’daki “Polonya Tiyatrosu’nun yanı sıra, yurtdışındaki bir çok tiyatroyla da ortak çalışmalar yaptı. 1971 yılında müdürlük görevine başladığı Varşova Klasik Tiyatrosu’nu, içinde bir galeri ve sanat yapıtlarının bulunduğu “Studio” adında bir Sanat Merkezi haline soktu. 1982 Mart ayına kadar oranının müdürü ve sanat yönetmeniydi.

Geniş sanatsal etkinlikleri nedeniyle uluslararası sergilerde ve tiyatro festivallerinde bir çok ödüle lâyık görüldü. Yeni bir tiyatro ve sanat anlayışına ilişkin konferans, sempozyum ve yarışmalara katıldı. Tiyatrodaki örgensel sanatın ve görsel anlatımın sorunlarıyla ilgilendi. Szajna’nın çalışmaları, dünyanın bir çok müzesinde ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. 1979 yılından beri UNESCO’ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği AIAP/IAA’nın ve Meksika’daki Leonarda da Vinci ödülünü dağıtan Dünya Kültür Konseyi’nin onursal danışmanıdır. 1959’da Odrodzenie Polski (Polonya’nın Yeniden Doğuşu)’nun “Süvari Haçı” nişanını, Kültür Bakanı’ndan 1962’de III. Derece, 1961’de ise II. Derece Ödülü’nü ve 1971’de Krakow Şehri Ödülü’nü aldı. 1975 yılında New York’da Port Jefferson’daki Slavic Cultural Center’da bulunan bir tiyatroya Jozef Szajna’nın adı verildi. 1978’de Dışişleri Bakanından Polonya kültürünü yurtdışına yaydığı için bir ödül, 1988’de de aynı bakanlığın özel ödülünü aldı. 1979’da sanatsal yaratıcılığından ötürü Odrodzenie Polski’nin Komodor Haçı’nı ve Bakanlar Kurulu Başkanından I. Derece Ödülü’nü aldı. 1981’de Salsomaggiore Akademisi’nin Italia delle Arti e del Lavoro altın madalyasıyla birlikte Akademi Üyesi unvanını ve 1982 yılında aynı akademinin Altın Centauruz ödülünü, 1982 Uluslararası Parlamento Altın Madalyasını, 1983’te de “Dünya Kültür Ödülü”nün Özgürlük Anıtı Ödülü’nü Salsomaggiore’deki “Centro Studi e Ricerche delle Nazioni”yi kazandı. 1985 yılında Sztandar Pracy’nın I. Sınıf Nişanını ve Accademia d’Europa Calvatone’nin verdiği “Oscar d’Italia 1985” ödülünü aldı. 1992’de ITI’ın Polonya Şubesinin tiyatro eleştiri ödülünü ve Odrodzenie Polski’nin “Yıldızlı Komodor Haçı” nişanını aldı. (1)

  1. 1990 yılında İspanyol sanatçı, Santa Cruz de Tenerifeli Eduardo Camacho çalışmalarından oluşan sergisini Jozef Szajna’ya adadı. 1991’de ise Szajna’nın yaşamının ve sanatının bir özeti olan “A los Ausenter” adındaki tiyatro gösterimini gerçekleştirdi.

ÖNEMLİ SAHNE TASARIMI ÇALIŞMALARI

1956
Carlo Gozzi, “Prenses Turandot”, Halk Tiyatrosu Nowa Huta, Paris Uluslar Tiyatrosu Uluslararası Festivalinde ITI ödülü.

1956
John Steinbeck, “Fareler ve İnsanlar”, Halk Tiyatrosu N. Huta.

1957
Franz Werfel, “Jacobowsky ve Albay”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1957
Jerzy Broszkiewicz, “İktidarın İsimleri”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1958
Albert Camus, “Sıkıyönetim”/Cuma/, Halk Tiyatrosu N. Huta.

1959
St. Ignacy Witkiewicz, “Deli ve Rahibe”; “Küçük Köşkte”, Halk Tiyatrosu N. Huta.

1960
Julisz Kaden-Bandrowski, Yeniden Kazanılan Çöplüğün Sevinci” Halk Tiyatrosu N. Huta

1962
Adam Mickiewicz, “Atalar”, Halk Tiyatrosu, N. Huta.

1962
Bodhan Drozdowski, “Cenaze töreni”; “Kafes”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1963
William Shakespeare, “Bir Yaz Gecesi Rüyası”, Halk Tiyatrosu N. Huta.

1964
Sofokles, “Antigone”, Halk Tiyatrosu N. Huta.

1964
Aiskhylos,”Thebai’ye Karşı Yediler”, Halk Tiyatrosu N. Huta.

YÖNETMENLİK VE SAHNE TASARIMI ÇALIŞMALARI

1962
Stanislaw Wyspianski, “Akropolis”, 13 Rzendow Tiyatrosu Opole/Grotowski ortak çalışma

1963
Joanna Gorczycka, “Yamyamların Orucu”, Polonya Tiyatrosu Czestochowa

1963
Nikolay Gogol, “Müfettiş”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1963
Miguel de Cervantes, “Don Kişot”, Halk Tiyatrosu N. Huta.

1964
Witold Wandurski, “Armut Ağacında Ölüm”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1966
Witold Wandurski, “Armut Ağacında Ölüm”, Ateneum Tiyatrosu Varşova

1968
Witold Wandurski, “Armut Ağacında Ölüm”, Çağdaş Tiyatro Wroclaw

1965
Tadeusz Holuj, “Boş Tarla”, Halk Tiyatrosu Nowa Huta, Floransa’daki Uluslar arası Festivale katıldı.

1965
Wlodzimierz Majakowsky, “Buffo Gizi”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1966
Franz Kafka, “Şato”, Halk Tiyatrosu N. Huta

1967
St. Ignacy Witkiewicz, “Onlar”; “Yeni Özgürlük”, Eski Tiyatro Krakow

1967
Wlodzimierz Majakowsky, “Hamam”, Eski Tiyatro Krakow/”Bief 212 Belgrad Uluslararası Tiyatro Festivaline katıldı.

1967
Charles Gounod, “Faust”, Opera Tiyatrosu Krakow

1968
Sean O’Casey, “Erguvan Tozu”, Silezya Tiyatrosu Katowice

1969
Ernest Bryll, “Kasım Olayı”, Silezya Tiyatrosu Katowice

1970
William Shakespeare, “Macbeth”, The Playhouse Tiyatrosu Sheffield, Büyük Britanya/ rejisör Colin George ile ortak çalışma

YAPTIĞI YÖNETMENLİK, OYUN VE SAHNE TASARIMLARI

1971
Johann Wolfgang Goethe, “Faust”, Polonya Tiyatrosu, Varşova

1972
Jozef Szajna, “Witkacy”, Stüdyo Tiyatrosu Varşova/ yurtdışı gösterileri:
1973 Floransa,
1975 Dortmund

1977
Jozef Szajna, “Witkacy II”, Theater de Brakke Ground Amsterdam

1972
Jozef Szajna, “Replika II”, Prömiyer Edinburgh Festival ve sergisi “Atelier 72” ve Demarco Galerisi

1973
Jozef Szajna, “Replika III”, Mondial du Theatre Festivali, Nancy ve Polonya Prömiyeri Studio Tiyatrosu Varşova

1975
Amerika Birleşik Devletlerinde “Replika III” turnesi : Port Jefferson, Richmond, Norfolk, Colomnus, Dallas ve Meksika’nın Guanajuato şehrindeki Uluslararası “Cervantino” Festivaline katıldı; Dortmund, Budapeşte ve Hollanda’da Polonya Kültürü Günleri’ne katıldı. Amsterdam, Nijmehen ve Haarlem turnesi.

1976
Stockholm, ABD: N. York, Buffalo, Haempstaed “Replika III” gösterimleri.

1977
Lizbon, Villach “Spectrum 77” Uluslar arası Festivaline, Paris’de Uluslararası Uluslar Tiyatrosu Festivaline katıldı. 1978 Bükreş, Madrid ve Barselona’da “Replika III”ün gösterimleri.
1979’da Bergen / Norveç / Tampere / Finlandiya festivalleri ve Stuttgart’ta Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği Kongresine / AIAP / katıldı.

1980
“Replika IV”ün Fransa turnesi: Paris, Mulhouse, Avignon, Rennes

1983
“Replika V” Venezüella’daki Uluslararası Caracas Festivali’ne katıldı.

1984
“Replika VI” Uluslararası İstanbul Festivali’ne Türk oyuncuların katılımıyla gerçekleşti.

1985
“Replika VI”nın Essen ve Tournai’de gösterimi oldu ve Uluslararası Brüksel “Gest” Festivaline katıldı. 1986’da Uluslararası Quebeck Festivaline katılarak ödül aldı.

1973
Jozef Szajna, Gulgutiera / senaryo Maria Czarnerle ve Jozef Szajn/Studio Tiyatrosu Varşova. 1974 “Form” Tiyatrosu Batı Berlin konuk / gösterim

1974
Jozef Szajna, Dante / İlahi Komedi’yi temel alarak / Floransa’da Rassegna İnternazionale dei Teatri Stabili’nin açılışında dünya prömiyeri; 1974 Essen, Polonya Kültür Günleri. 1975 Hollanda turnesi.

1976
Paris Uluslar Tiyatyrosu Festivali,
1979 Londra,
1982 Uluslararası Sofya “Uluslar Tiyatrosu” Festivali, 1985 Uluslararası Yvaskala / Finlandiya Festivali

1976
Jozef Szajna, “Cervantes”, Studio Tiyatrosu Varşova; Yurtdışı gösterimleri,
1979 Tampere Uluslararası Festivali/ Finlandiya

1978
Jozef Sazjna, “Dante II Marin Drzic Tiyatrosu, Dubrownik. Yugoslavya’daki Zagreb Bilimler Akademisi’nce düzenlenen Uluslar arası “Dante ve Slav Dünyası” Kongresi’nin açılış prömiyeri.

1985
Jozef Szajna, “Çağdaş Dante”, Opernhaus Essen / konuk gösterim

1986
Jozef Szajna, “Replika VII”, Habimah Tiyatrosu Tel-Aviv, Uluslararası Kudüs Tiyatro Festivali açılışı / konuk gösterim

1992
Jozef Sajna “Dante 92”, Studio Tiyatrosu Varşova. Sanatçının 70. Doğum yılı prömiyeri

1993
Jozef Szajna, “İzler” Chorzow Oyun Tiyatrosu; “İzler 2” Ankara Devlet Tiyatrosu / konuk gösterim

ÖNEMLİ KİŞİSEL SERGİLERİ

1958, 1962
Krakow BWA – resim

1964
Rzeszow, BWA- resim, kolaj

1965
Floransa, Teatro Pegola – resim, sahne tasarımı

1966
Padwa, Roma – resim, sahne tasarımı

1966
Krakow, Güzel Sanatları Sevenler Derneği – resim

1967
Belgarat, “Atelier 212” Tiyatrosu

1968
Nicea, Clup Artaud, happening “Deballage” “Teatr 06″nın oyuncularının katılımıyla – resim, kolaj, kukla

1968
Krakow, Galeria “Arkady” – resim, yılın ödülü

1969
Varşova, Çağdaş Galeri – environment “Reminiscencje”, resim, kolaj, sahne tasarımı projeleri

1970
Lublin, BWA, “Reminiscenje” – resim, kolaj

1970
Nowa Huta, Galeria “Rytm” -resim, üç boyutlu yapıtlar

1970
Sheffield, “The Playhouse” – sahne tasarımı

1972
Varşova, Galeria Studio – resim, sahne tasarımı, Birincilik Ödülü ve Altın Madalya

1972
Lodz, Büyük Tiyatro – kolaj, toplantılar, sahne tasarımı projeleri

1973
Floransa, Teatro Pergola – resim, sahne tasarımı

1974
Nowa Huta, Uluslararası Kitap ve Basın Klubü – kolaj

1974
Konin, Galeria Plastyki – resim, kolaj, sahne tasarımı projeleri

1975
ABD, Meksika, Studio Tiyatrosu’nun bir çok şehirdeki gösterimlerinde yer alan sahne tasarımı çalışmaları ve kolaj

1975
Budapeşte, Ernst Museum – environment, resim, çizimler

1975
Varşova, Galeria Studio – resim, grafik

1977
Torun, BWA – Kuzey Polonya Tiyatrosu Festivali nedeniyle tiyatro çalışmaları sergisi

1977
Gdynia, BWA – resim, kolaj, oyunlardan çekilen fotoğraflar

1977
Viyana, Polonya Kültürü Enstitüsü – sahne tasarımı projeler ve oyunlardan çekilen fotoğraflar

1977
Villach, “Spectrum 77”, Uluslararası Tiyatro Festivali – sahne tasarımı projeleri

1978
Frankfurt a/M, Kuntsverein – environments “İzler”

1979
Varşova, GaleriaStudio- “Retrospeksiyon”

1979
Stockholm, Polonya Kültürü Enstitüsü – resim, kolaj

1979
Szczecin, BWA – resim, kolaj, çizim, environments

1980
Meksika – sahne tasarımı sergisi

1980
Koszalin, BWA – “İzler”- environment, resim, teatral fotoğraflar

1980
Fransa: Rennes, Avignon, Mulhause – resim, sahne tasarımı, fotoğraflarla teatral dokümantasyon

1981
Sofya, Polonya Kültür ve Enformasyon Merkezi – sahne tasarımı, fotoğraflarla teatral dokümantasyon

1982
Varşova, Galeria, Studio – environment “İzler II”/ Sanatçının 60. Doğum yılı ve Studio Sanat Merkezi’nin 10. Yıl dönümü nedeniyle sergi

1982
Lublin, BWA – resim, environments, kukla

1983
Budapeşte, Polonya Kültür ve Enformasyon Merkezi – “Jozef Szajna Tiyatrosu” – Teatral dokümantasyon

1983
Chelm, Bölge Müzesi – resim, kolaj, çizim

1983
Caracas, Teresa Carreno Merkezi – fotoğraflarla teatral dokümantasyon, posterler

1984
D. Berlin, Polonya Kültür ve Enformasyon Merkezi – “Jozef Szajna Tiyatrosu” – fotoğraflarla teatral dokümantasyon, posterler

1984
İstanbul, Galeria Taksim ve Yıldız Kültür – “Szajna’nın Sanatı” resim, kolaj, teatral dokümantasyon

1985
Essen, Opernhaus – resim, kolaj, çizim, environments

1985
Bochum, Çağdaş Sanatlar Müzesi – resim, kolaj, çizim, environments

1985
Zamosc, BWA – projeler, taslaklar, fotoğraflarla tiyatro oyunları

1985
Brüksel, Fransız- Valon Birliği Merkezi “La Botanique” ve La Maison du spectacle “La Bellona” – “Jozef Szajna’nın Sanatı”

1986
Katowice, BWA – “Jozef Szajna’nın Sanatı”

1986
Tel-Aviv, Helena Rubinstein Müzesi, Kudüs, “Szajna’nın Sanatı” Tiyatrosu

1986
Bydgoszcz, BWA – “Jozef Szajna’nın Sanatı”

1986
Krakow, BWA -“Jozef Szajna, görsel sanatlar, tiyatro

1986
Varşova, “Teşvik” – “Jozef Szajna, görsel santlar, tiyatro

1987
Moskova, Sanatçı Evi – “Jozef Szajna – görsel sanatlar, tiyatro

1987
Paris, Polonya Kültür Enstitüsü – Jozef Szajna – resim, kolaj, teatral fotoğraflar, posterler

1988
Rzeszow, BWA – görsel sanatlar, tiyatro, posterler

1989
Lwow, Resim Müzesi – resim, çizim, fotoğraflarla tiyatro, posterler

1990
Paris, Galeria Dmochowski – resim, kolaj

1991
Gdansk, Gdynia, Palac Opatow – Oliwa Ulusal Müzesi “Jozef Szajna’nın Dünyası” – happening “Rozpakowanie” – resim, kolaj, poster.

1991
Kalisz, Bölge Müzesi – “Szajna’nın Sanatı”

1992
Varşova, Galeria Studio – “Szajna’nın Sanatı” – Sanatçının 70. Doğum yılı nedeniyle görsel sanatlar ve tiyatro

1992
Poznan, BWA, “Szajna’nın Sanatı”

1993
Katowice, Polonya Sahne Tasarımı Merkezi – environments, kuklalar, Szajna’nın sanatındaki teatral objeler.

1993
Chorzow, Oyun Tiyatrosu, Galeria “Antrakt” – resim sergisi ve kolaj

1993
Ankara, Devlet Resim ve Heykel Müzesi Arif Koyunoğlu Salonu “Silüetler ve Gölgeler” – çevre tasarımı

1993
Ankara, Devlet Tiyatroları Şinasi Sahnesi. “Jozef Szajna Sergisi” – resim, kolaj.

KATILDIĞI ÖNEMLİ KARMA SERGİLER

1959, 1960, 1962
MARG / resim, mimarlık, yontu, grafik / Sanatçı Grubu sergisi

1962
Varşova, Polonya Genelinde Sahne Tasarımı Sergisi, Kültür ve Sanat Bakanlığının III. Derece Ödülü.

1962
Sofya , Budapeşte – Polonya Grafiği Sergisi

1965
Baden – Baden, Kunsthalle, “Bild und Bühne” Uluslararası sergi

1965
Oslo, Sonia Henia Fundation – Dünya Sahne tasarımı sergisi

1967, 1971
Prag, Senografik Quadriennale / Altın Madalya

1968
Krakow, BWA – “Krakow Güzel Sanatlar Akademisinin 150. Yıldönümü”

1970
Venedik, Galeria Studio – IV. Sanat Festivali / Birincilik Ödülü ve Altın Madalya

1974
Münih, Uluslararası “Exempla” Sergisi / Gümüş Madalya

1979
Sao Paulo, XV. Uluslararası Sanat Bienali

1980
B. Berlin, Nationalgalerie, “150 Jahre Preussischen Museen Bilder vom Menschen” – dünya sergisi

1980
Varşova, Güzel Sanatlar akademisi, “Varşova Güzel Sanatlar Akademisinin 75. Yıldönümü” sergisi

1986
Varşova, “Teşvik” – Dünya Aydınlar Kongresi nedeniyle sergi.

1989
Sao Paulo – XX. Sanat Bienali

1990
Venedik – XLIV. Sanat Bienali

SZAJNA’NIN RESİMLERİNDEKİ DRAMA

Jozef SZAJNA’nın 1982’de Varşova “Stüdyo Tiyatrosu” Genel Sanat Yönetmenliğinden istifa etmesi; sanat yaşamında yeni ve önemli bir dönem açmıştır denebilir. Bu, sanatçının duygularını ifade etmek üzere, tüm deneyimlerini ve birikimini “resim” üzerinde yoğunlaştırdığı dönemdir. Szajna, geleneksel yağlı boya tekniklerinden ayrılarak, objektif desenlere, kumaş parçaları ve diğer materyalle yapılan kolajlara ve en son olarak, bilinen boya maddelerini de bırakarak, resmin çerçevesiyle sınırlı kalmadan geniş uzam içine yayılmayı yeğleyen bir sanatçıdır. İşte bütün bu kavramlar, üç boyutla çalışma-tarzı, ortam, “happenings” ve tiyatro eylemi; onun sonuçta “Replika”yı yaratmasına neden olmuştur. Szajna halen tuval üzerinde resim yapmakta ve genelde, obstre – (soyutçu) bir sanatçı olarak tanınmakla beraber; artık belli sembolleri ifade eden (figüratif) alanda odaklaşmaktadır. Bu arada tiyatrodan da tamamen kopmuş değildir. “Replika”nın muhtelif versiyonlarını hazırlamış ve 1986’da “Replika VI”yı İstanbul’da, “Replika VII”yi de Tel-Aviv’de sergilemiştir. Aynı şekilde “Dante”yi 1981’de Dubrovnik’de ve 1986’da Essen’de sergilemiştir. Ayrıca Mart 1991 de Gdansk’da “Palace of Abbots” Şatosu’nda Szajna sergisinin açılışı nedeniyle, İrena Jun’un dramı olan “Ayışığı Sonatı”nı yönetmiştir. Halen yaşamını, sadece resim yapmaya ve yapıtlarına ait retrospektif sergiler düzenlemeye adamıştır. Bu sergiler, İstanbıl, Paris, Brüksel, Moskova ve Sao Paulo (1989) – Biennalinde, Venedik (1990) Biennalinde, ve Plonya’nın Krakow, Varşova, Bialystok, Gdansk, Kalisz şehirlerinde gösterilmiştir. Bu sergiler, çeşitli konulara ait malzeme ve düzenlemeleri içerir. Örneğin; Şövaledeki bir yağlı boya tablonun yanı başında tablonun objelerle, sahne dizaynları ve aksesuarları, prodüksiyonlara ait fotoğraflar ve sanatçının kişisel dokümanları gibi. Yağlıboya tablonun konusuyla sanatçının anlatmak istedikleri; varolan objelerle, ayrıca hem bir kompozisyon halinde tablonun yanında bulundurulmakta; hem de yapıtın bir parçası olarak sergilenmektedir.

Seyirciler, Jozef Szajna’nın dünyasına adım attıklarında; belirli sahne donatımlarının, (belirli anlamları çağrıştırmak üzere) tekrar tekrar kullanıldığına tanık olurlar. Jozef Szajna’nın dünyası; insanlığın ve maddenin kokuşmuşluğunu, uygarlığın aşağılanmış gerçeklerini gösteren bir uygarlık enkazıdır neredeyse!.. Bu moloz yığını ise; çeşitli kuklalardan, sahte kol bacaklardan, sakatların kesilmiş uzuvlarından, yapma pabuçların oluşturduğu duvarlardan ve insan siluetlerinden oluşan atış-hedeflerinden meydana gelmiştir. Szajna’nın yaratıcı bütün yapıtlarında egemen olan ana düşünce, “dünyanın sonu”dur. Bu düşünce; biyolojik olarak canlıların yok olmasından, birey özgürlüklerinin kısıtlanmasına ve kişiliğin bastırılmasına kadar pek çok büyük tehlikenin birdenbire ortaya çıkması biçiminde ifade edilmektedir.

Jerzy Madeyski, Szajna’nın ilk resimleri hakkında şöyle demektedir; “Onun tablolarının konusu” (en ilkel şekliyle) “varoluştur”; ancak sadece abstre anlamda veya feylesofça bir bağlamda değil, ama insanın (birey) olarak dünyadaki yerini; yani nüanslarla dolu realitedeki “spesifik yerini” göstermek içindir. “Bu görüş, şu ana kadar, ister resim sanatında, isterse tiyatroda olsun Szajna’nın tüm yapıtları için hâlâ geçerlidir. İnsanın dünyadaki pozisyonu, böylece bir ilişkiye de işaret etmektedir: bu da, insanın çevresiyle, (yani insanoğlunun objeyle; bireyin toplumla olan bağlantısıdır) ve aynı zamanda insan eylemlerinin mekanizmasına ve bu mekanizmaların tarih boyunca tekrarlanmasına da işaret eder. Aslında bunlar, “felsefi bir tezin ana yöntemleridir” ve Szajna, yapıtlarındaki ana- temalarla, kendisi ve seyirci arasında bir tartışma başlatır.

Sanatçını en son yapıtında, insanın çevresi, başka insanlar tarafından yaratılmaktadır. Birey ise, kimliksiz ve tek başına, diğer insanlarca tuzağa düşürülmektedir. Szajna’nın en son sahne prodüksiyonunda, sahnenin tamamen bomboş olduğu ve dolayısıyla, bireyin; “iyi-ile-kötü”nün kaynaklarını bulmak için çabalaması, insan karakteri üzerindeki düşünceleri ve insan yazgısı üzerinde yoğunlaşan oyunu dikkat çekmektedir.

Son yapıtlar dizisi olan “Sürü”de, yalnızca ana hatları çizilmiş figürler ve yüzü olmayan kafalar; Polonya haritasının içine tıklım tıklım doldurulmuştur; bazıları ise uzay boşluğuna taşmaktadır. “Kördüğümler” adını verdiği resimler serisinde ise; Bireyin nesnelleştirilmesi, kademeler halinde gösterilmektedir: Hatları bulanık insan yüzleri, dehşet içinde kasılmış veya sırıtıp kalmış ifadeli maskeler, kafatasları ve kazığa takılmış insan kafalarını andıran mankenler…

Toplumda bireysel kişiliği koruyabilmenin; duygusuzlaşmakta olan bu uygarlıkta varolup olamayacağını sorgulayan Szajna; insan siluetlerinin orman gibi algılandığını veya insan figürlerinin atış poligonlarında hedef yerine kullanıldığı bu toplumda bu soruya en iyi cevabı sanatçı Ludwig PUGE’nin büyütülmüş insan yüzlerinden oluşan fotoğraflar kompozisyonuyla vermiştir. Kompozisyonun adı: “Anılar”dır. Sanat ve yaratıcılık, sanatçının kimliğini korumasını sağlar.

Bu bakımdan, Szajna’nın sahne prodüksiyonlarında öz yaşamsal temaların egemen olması, anlayışıyla karşılanmalıdır. Onun yapıtlarında her şey tek bir amaca bağlanmıştır. Bu da, sanatçının kendi gerçeklerini araştırması kendini tanımlayabilmesi ve hem kendine hem de seyirciye soru ve problemleri asçıkça sunabilmesidir. Aksiyon ve hareket bilhassa Szajna tiyatrosunun özünü oluşturur. Buna “görsel sanat tiyatrosu” denilmesinin asıl nedeni; sahnede çevreyi belirleyen objelerin, sabitliklerine karşın büyük bir ifade ve anlam taşımasıdır. Bu anlamı yaratan giz, Szajna’nın resimleriyle tiyatrosu arasındaki bölünmez bağ ve bütünlüktür. Szajna bütün sanatsal alanlarda ve tarzlarda; konuya ait anlam ve düşünceleri en ifadeli biçimde belirtir. Bu yüzden, büyük sanatçı Witkacy’nin deyimiyle: “Onun sanatının bu derece etkili olması; tüm öğeler arasındaki bütünlükten ileri gelir.”

Szajna, amatör tiyatronun ardındaki motive edici güç olarak tanımlanır. Buda; Sanat Merkezi Stüdyosu’ndaki ayrıcalıklı durumundan kaynaklanmaktadır. Ancak bu durum, tiyatro kariyerinin son safhasını teşkil eder. 1953’ten itibaren, adım adım tüm engelleri aşarak, etkinlik alanını genişletmiş ve diğer sanatçıların alanlarına da el atmıştır. Hatta görsel sanatlar ve tiyatroya ait tüm kuralları aşarak, sahne dekoratörlerine ve yönetmenlere tanınan hak ve yetkilerin de üstüne çıkmıştır. Yönetmenlerin, oyuncuların ve dram yazarlarının belirli yöntemlerini ortadan kaldırmış ve sanatçıların, seyircilerin ve özellikle eleştirmenlerin protestolarına karşı koyarak, belirlediği yolda tüm engellerin üstesinden gelmiştir. 10 yıl kadar sahne yönetmeniyle birlikte dizayndan sorumlu olarak çalışmış; bundan sonraki on yıl zarfında da “yazarlara pek sadık kalamayan”bir yönetmen olarak etkinlik göstermiştir. Daha sonraları kendi metinlerini de yazmağa başlamıştır. Öz ve biçim olarak, “Yaratıcı Tiyatro”nun tohumu; oyunların henüz plastik biçimde sahnelendiği ilk yıllarda atılmıştır denilebilir. Bugünkü perspektif açısından, Jozef Szajna’nın tiyatroya uyguladığı sanatsal dile ve gelişmesine bir göz atmak yerinde olur kanısındayız.

Szajna henüz genç bir “soyutçu” ressamken, tiyatroda “yanılsamacılığa ve tarihi gerçek olgusuna” son vermişti. Hem de sahne yönetmenliği konusunda kendine her bakımdan özgürlük tanımıştı. Yazınsal metni kendine göre yorumlamış, oyundaki düşünce çatışmalarını özümleyerek, ana düşünceyi, evrensel bir dram haline getirir ve bu dramı, somut sanatsal işaretler, simgeler, mecazî anlam taşıyan semboller ile ifade ederdi.

Sahnenin iç mimarisinde, platformun ayarlanması da değişiktir. Oyuncuların çatışma ve uğraşının sergilendiği yer ise, kapalı bir alan ve Morawiec’in deyimiyle (insanlık dramının sergilendiği kavramsal-kesim) dir. Seyirci üzerinde çok büyük etki bırakan özellik de, sanatçının resimlerini salt sanatla ve “bir dram düşünür” gibi yapmasıdır.

Z. Taranienko, görsel sanat tiyatrosu hakkındaki kitabını, “Dramsız Tiyatro” olarak adlandırmıştır. Bu bakımdan, Szajna’nın ilk yapıtları konusunda Jerzy Madeyski şöyle der: “Szajna, karşıtların çatışmasını belirtmek amacıyla, birbirine zıt malzemeleri karşı-karşıya kullanır. Örneğin: açık renkli, yumuşak ve ılımlı malzemeleri, (saldırganlık ve şiddet ifade eden) kasaba ve karanlık alanların karşısında kullanmaktadır. 1964’te deri üzerine yapmış olduğu yağlıboya tablo, bu ilkelere dayanır.

Tiyatroda ise, aynı yöntemle çalışmıştır. “Antigone” oyununda, Kreon ve Antigone’nin dünyası, oyun kahramanını çevreleyen yapının rengiyle çelişkili olarak gösterilmiş; böylece bir karşıtlık duygusu yaratılmıştır. Zygmunt Krasinski’nin “Kutsal Olmayan Komedi” adlı oyununda eski ve yeni düşüncelerin çarpışması ve bu çatışmanın özü ve niteliği; yumuşak ve esnek dokulara karşı katı ve metalik nesneler kullanılarak ifade edilmiştir. Tırtılmış, yanmış ve yıpranmış perdeler karmakarışık ufuk hattı; oyunda başlangıç ve bitiş arasındaki zamanda, mecazî dramatik olayların gelişmesinde kullanılmıştır. Bunu izleyen sahnede ise, felsefi bir anlam taşıyan (görsel) bir öykü dizaynı bulunmaktadır. Broszkiewicz’in “Gücün Adı” isimli oyunu, antik çağdan zamanımıza kadar uzanan değişik devirlerde yer alan öyküler serisinden oluşmaktadır. Örneğin; zalim hükümdarlar çağında başlayan ve bireyin özgürlük savaşı, demokrasi mücadelesi verdiği devrelere kadar uzanan olaylar, semboller halinde mecazî olarak gösterilmiştir. Sözgelimi, yaşam, demir kafesler ardında ve sanki bir labirentmiş gibi ifade edilmiş, güçlükle bu engellerden kurtulan birey, kendini yine demir parmaklıkla kapatılmış başka bir koridorda bulmuştur. Szajna’nın son oyunlarında çok belirgin bir şekilde görülen toplumsal gelişim, 1957 yıllarından beri konu edilmektedir.

Dramatik çatışmanın ve çabaların sahnede belirtilmesini sağlamak amacıyla, sahnelerin değişimini ve karakterlerin davranış tarzlarını vurgulamak üzere ışık kullanılmış; önce sıcak ve yumuşak ışıkla ve daha sonra ise, keskin ve kalp-atışı gibi kesik kesik titreşimli ışıklarla sahnede hareket-kavramı yaratılmıştır. Szajna, ilk yönetmenlik yıllarında “hareketlilik” ifade eden ögeleri sahneye getirmiştir ve örneğin, Witkacy’nin “Deli ve Rahibe” isimli oyununda başrol oyuncularının etrafını “yaşamı simgeleyen” objelerle çevirmiş; ayrıca saat ve benzeri mekanizmalarla (insanoğlunun sonsuz yaşama olan ilintisini) belirtmiştir. 1962 yılında Wyspianski’nin “Akropolis” adlı oyununda, insan yaşamına bağlı donatım ve objeler; sahnede oyuncular, uzam, aksiyon, oyunun sesleri ve müziği ile uyumlu bir şekilde yazarın dramatik bildirisini çok iyi ifade etmiştir.

Szajna teknik bakımdan sahne yönetmenliğine başlamadan ve objelere hareketlilik kazandırmadan önce de; oyunculara belli türde giysiler giydirterek ve onların aksiyonlarını destekleyecek donanımlar sağlayarak, özgün sahne; uzamları yaratmıştı.

“Akropolis” oyununun yönetmeni olan Jerzy Grotowski’nin (oyuna sağladığı katkı ve çabalarını yadsımamak koşuluyla); “Akropolis”in fiilen Szajna tarafından sahnelendiği söylenebilir. Szajna daha önce kullandığı yöntemleri uygulayarak, kendi sahne görüşünü ve imajlarını oyunla bütünleştirip özgün bir kompozisyon yaratmıştı. Doğal olarak, mesleğine yönetmenlikle başlamış ve “yaratıcı” oyunlarına kadar, sahne sanatında tek adım sektirmeksizin ilerlemiştir. “Yaratıcı Tiyatro” ve “Görsel Sanat Tiyatrosu”, eğer bugün gayet normal kabul ediliyorsa; halk ve eleştirmenler tarafından benimsenmiş ise; bunu müjdecisi ve öncüsü, hiç kuşkusuz Jozef SZAJNA’dır. Bunu, sadece yaratıcı yapıtlarına değil, aynı zamanda ” Stüdyo Tiyatrosu”ndaki yaşamına da borçluyuz.

Agnieszka Koecher-HENSEL
Çeviren: Armağan Sancar ERSİN

 


SZAJNA’NIN SANATI

Sanat, değerleri varoluşa aktarır. Sanatçının görüşleri ve duyguları benzerlik gösterdiğinde onları destekler ve güçlendirir. Sanatsal obje veya olayın yaratıcısı, bilinçli veya bilinçsiz olarak, bunun etkisine karşı çıkıyor, onu yok etmek veya başkalarıyla değiştirmek istiyorsa, onları azaltır veya sarsar. Yirminci yüzyılda gelenek ve avangart arasındaki sınırı belirleyen, değerlere eleştirel yaklaşım olmuştur.

Jozef Szajna yapıtlarında b,r çok kez varolanları değiştirdiği için avangart bir sanatçıdır. Ancak onun sanatı aynı zamanda geleneksel değerleri de yaşama geçirir. Onun önerileri gerçek yenilikleri yüzünden şaşırtıcı olmaya başlıyorsa, bu durumları gerçek değerlerle veya olduklarını düşündükleriyle görüntülemek için başlatılmıştır. Eleştirel ve avantgard Szajna’nın sanatının değerleri de gelenekseldir: Bunlar insan yaşamının bütünü; insanın özgürlüğü ve onuru, bireyselliğin tam gerçekleştirilmesi ile ilişkilendirilebilir. Szajna’nın bütün yapıtlarında görülen hümanizma yüzyıllar boyunca Avrupa kültürünün köşe taşı olmuştur.

Szajna’nın ürettiklerinin, etkinliğinin her döneminde farklı yoğunlukla yer alan geleneksel ve avantgart yönleri, onun Avrupa uygarlığının durumunu anlayış biçiminin sonucudur. Bunlar aynı zamanda, onun kişisel tecrübelerinin de doğrudan sonucudur. Szajna, önceki yaşamının ilkelerinin gerçek yenilgisini, uygarlığın temelinin yok oluşunu, ahlakî düşüncelerini ve kendi ölümünü aşmıştır. İki kez çarptırıldığı ölüm cezasından bir mucize sonucu kurtulmuştur. Çok az sanatçı bu deneyime sahiptir. Bundan sonra insan ne yapabilir? Ne yapması uygun olur? Sanat alanında nasıl davranmalı? Neyi seçmelidir? Tabii ki; kuralların gerçek dışılığı ve biçimin görüntüsünün gösterilmesi, değerlerin yanlış anlamlarının yok edilmesi için. Szajna’ya göre sanatın gerçek değerleri öyle değerlerdir ki; kolay kolay yok olmazlar ve her yerde geçerlidir. İnsan için her zaman ve her yerde vardırlar. Eleştirel Szajna’nın yapıtları, ancak onun değerler düşüncesi ile birlikte tam bir önem kazanmaktadır.

Szajna ellilerin başında yarattığı yapıtlarında varolmasına karşın, inançlarını çok yavaş açığa çıkartmıştır – ilk dekorlar biçim olarak evrensel olmalıydı. Düşüncesi atmışların ortalarında berraklaşmıştır. Ancak Szajna’nın yapıtlarında özellikle tiyatro alanında (Replika’ya kadar), maskesiz düşünceler önemli rol oynamıştır; boş sanatsal kültürel ve folklorik biçime karşı eleştirel düşünceler. Bu düşüncelere yeni bir sanat yaratma gerekliliği ile ilgili sloganlar eşlik etmiştir. Bütün avangart sanatçılar gibi Szajna, teknolojik ve toplumsal değişikliklere cevap verebilmek için sanatın geleneklere dayandırılmaması, çağdaş uygarlıklar için geçerli olması gerektiğini iddia etmiştir.

Günümüz için geçerli olan yeni sanatsal biçimi yaratma şansı, Szajna tarafından, sahne tasarımlarındaki buluşların ilk birkaç yılından sonra tiyatronun bütünsel görüntüsü içerisinde hemen fark edilmiştir. 1962 yılında yayınlanan, görüşlerinin birkaç kez tekrarlandığı,” Dekorun yeni işlevleri üzerine” adlı makalede Szajna: tiyatronun önceki uygulamaların ve düşünce birliklerinin engellerini kırmasının, ancak temel yapısını değiştirmekle mümkün olacağını söylemiştir. Bu tiyatro çevredeki dünya ile ilgili gerçekliği arayan dinamik karaktere sahip bir tiyatro olmalıdır. İzleyicinin düş gücünü estezizasyon ve modern formalizasyon olmadan biçimlendiren bir tiyatro. Aynı zamanda, yalnızca içeriği ile yorumlanamayan bir tiyatro, bütün tiyatral araçların geri bildirimi nedeniyle yukarıda adı geçen makalede Szajna’nın dediği gibi- Görüntülerin ve şemaların değişmesi ile elde edilen biçimler, benzer çok yüzeyliliği içinde yaşamı gösteren plastik işaretlerden oluşan, içerik yoluyla büyük genellemeleri ustalıkla kullanan integral bir tiyatro. Aynı zamanda perspektiflerden izlenen bir görüntüdür ve bir kişiyi -dolayısıyla bir sorunu- gösteren, ilgi objelerinin yaklaştırılması ve uzaklaştırılması ile ifade edilir. Bu tiyatro iç çatışmayı ifade eder, en büyük birleşime ve dışa vurumun kısa ve öz oluşuna götürür. Birbirine karşı garip ve karşıt görünen çatışma hareketleri yöntemiyle yaşamın uyumsuz ve paradoksal yönlerini gösterir. Tepki yöntemi metodu ile olayları özgür bırakır.

Tiyatro bir olgu olarak yıllarca Szajna’nın temel malzemesi olmuştur. 1963’te oyun metninden resme kadar yapıtlar veren sanatçı tiyatro yöneticiliğine (müdür ve metin yazarı) soyundu ve 1971’de kendi oyunlarının metin yazarı oldu. Oyun yazarlığında gösterdiği başarılar onun ressamlığının gelişmesini de etkilemiştir. Ellili yılların sonunda: soyut biçimler ve sahne tutkusu, Szajna’ya yalnızca kelimenin anlamının önemini ve tiyatroya yeni bir bakış açısı sağlamamış, aynı zamanda onu ressamlığa da soyundurmuştur. Szajna tiyatrodaki malzemeleri işleyerek bir değişim yaratmıştır. Dramın yeni ismi. O, resimlerde, benzer aksiyonlar sayesinde, maddenin değerlerini karşı karşıya getirmiştir.

Szajna’nın resim, grafik ve tiyatro yapıtlarına ellili yılların başında rastlanabilir. Ancak çok geçmeden yenilenmiş bir etki dönemi başlar. Enformel tamamen baskın hale gelmiştir. Örgensel ve örgensel olmayan maddeler önceleri mal üretimi, malzeme yapımı, çeşitli bağlayıcıların yapımı, doğal ve endüstriyel maddeler, prefabrike öğeler, parçalar yapmak için kullanılırken birden resim için kullanılan birer malzeme oluvermişlerdir. Kanvas ve yağlı boya eski önemini yitirmiştir. Szajna halkın ilgisinden vazgeçmiş, ancak deneyiminin sonuçları çok daha geniş olan şeylerle ilgili amaçların gerçekleştirilmesinde kullanılmıştır. Ne var ki, bundan önce ellilerin sonunda; kolaj tekniği denedikten sonra, “resim dramının” yüzeyine deri, kurdele, kumaş gibi malzemeler yapıştırmıştır. Daha sonra resimleri asamblaja ve altmışlı yıllarda manken parçalarından oluşan rölyeflere dönüşmüştür. Yetmişli yıllarda Szajna eşyanın değerinin o günlerde varolan öykünmeciliğinin altını çizmiştir. Eşya bir fetiş hale gelmiş, insan ve gerçeklik arasındaki ara mekanizmanın sıfatı olmuştur. Eşyaya duyulan ilgi, insanın doğa hakkındaki düşüncesinin yerini bile alabilir. Çağdaş insan, eşyanın dünyasında yaşar. Giderek artan sayıda eşya bireyler için tehlikeli olmaya başlamıştır. Bütün insan gerçekliğine bu hükmetmiştir. Standartlandırılmış objeler bizi her yandan sarmakta, bu güne kadar nesnelliğin subjesi olmamış olaylara ve olgulara saldırmaktadır. Çağdaş insanın yapılacak şeylerden çok, koruyacağı şeyleri vardır.

Szajna’nın çağdaş uygarlıkta nesnelerin yeni iş görüleriyle ilgili tanısı, sanata özellikle tiyatral gösterilere sayısız stilistik yenilik getirme nedenlerinin başına yerleşmiştir.

Szajna’ya göre “fetişlerle kavga”ya tutuşmak onları kendi yaşamıyla yaşamaya başlayan bir şey olarak göstermek demekti. Böylece nesneler canlandırılmış, insan spesifik nesnelliğin objesi haline getirilmiştir. Kendi bireyselliğini savunan kahraman, nesnelleştirilmiş insan maskeleri ile çarpışmıştır.

Yeni düşünceleri tiyatral aksiyon ile ifade etmek çabaları Szajna’nın kendi tiyatrosunu yaratmasına yol açmıştır. Zaman olarak durağan, hareketten uzak saf sanatta aynı problemler değişikliğe uğramıştır. Sanatçı resimlerde nesnelerin yok oluşunu sunamaz, onlara bir başka, daha etkin bir yolla karşı çıkamazdı. Ancak o tiyatral sonuçları kullandı. Maddenin ayrıştırılması Szajna’nın ilk resimlerinde kendi başına subje olmuştur. Daha sonra “Epitafia i Apotezy” (1966-1968) döngüsünde bu madde nesnelleştirilmiş kişinin izine doğru bir tehlikeye neden olmuştur. “Anılar” (1969)’dan “Siluetler ve Gölgeler” (1976)’dan “Drang nach Osten – Drag nach Westen” (1987)’e kadar ki alanda Szajna, değerini savunan kişi şeklinde ayrılmış veya dönüştürülmüş biçimde objeler kullanılmıştır. Yalnızca nesnelerin kalıntılarıyla yıllarca kontrol edildikten sonra, “fetiş nesne ile kavga”dan sonra, yeni, bireyselleştirilmiş sanatsal objeler yaratılmıştır. Öldürülen sanatçıların anıtı olan “Reminiscencje”den beri Szajna’nın dünyaya yayılan kariyeri başlamıştır. Sanatçının insanın şiddet ve saldırganlığını, zorlamaya karşı koyuşunu, özgürlüğe duyulan insancıl arzuyu tanımlayan yapıtları, yirminci yüzyıl sanatı içerisinde verdiği ürünlerin sanatsal ve ahlaki ilişkisini kurmuştur. Maddenin önceki ayrıştırması, soruna yeni yaklaşım ve boş alanın tiyatrolaştırılması Szajna’ya inançlarını ifade etme olanağı sağlamıştır.

Yirminci yüzyılda uzamın evrensel anlayışı tamamen değişmiştir; en büyük uzam ve en küçük uzam ortaya çıkmış, uzak topraklar yakın olmuştur; Szajna yeni, bilinmeyen yerler keşfetmiştir.

Uzam madde ve nesnellik gibi, sanatın temel kategorisidir. Bu kişinin onsuz yapamayacağı bir tür malzemedir. Bunun yanında, kendi temel değer ve anlamlarını kurmaktır. Yapıtlarında ifade edilen uzam, sanatçının duyumsamasının iç yolunu insan kişiliğinin en derin örtüsünün oluşturulmasını tanımlar. Uzam anlayışı, özgürlük duygusu ve sonsuzluk düşü ile birbirine bağlanır.

On yıldan fazla bir süredir Szajna’nın yapıtlarında nesnellik ve madde uzam ile çok karmaşık bir tepki verir. Bu tepkiler tiyatroda, resimde olduğundan daha farklıdır.

Resim-rölyef döngüsü”Epitafia i Apetcozy”, tiyatral gösterilerde maddenin uzama saldırısına bir türlü yanıt alamamıştır. Bunlardan ikincisi resimlerde var olma hakkını kazanmıştır, örgütlenmemiş madde daha önceki döngülerde olduğu kadar derine inemez. Sanatçı önceden kanvasa manken parçaları yapıştırmaktaydı; siluetler, kafalar, vücutlar, avuç içleri. Bunlar artık, tiyatral mankenler gibi düzensiz ve biçimsiz kaosun alçaltıcı dokunuşun sübjesi olmuşlardır. Genellikle gri ve boz uzam, Szajna’nın insan cesedini değiştirdiği bir sahne olmuştur.

1969’da “Reminiscencje” yaratılmıştır. Szajna bu yapıtı oldukça kolay öğeler kullanarak yaratmıştır: İnsan siluetleri, Auschwitz’de kalan tutukluların geniş resimleri-heykeltraş Ludwig Puget veya daha küçük çok sayıda tutuklu resimleri; tutukluların genişletilmiş kayıtları; sehpa parçaları ve ayakkabı yığınları. Bilinçli olarak kapalı bir uzam yaratılmış ve araya bir izleyici-alıcı koymuştur. “Reminiscencje”, ayrıştırılmış sürecin ve aynı zamanda bazı araştırma devrelerinin sonunun doğurgusu olarak düşünülebilir. Bu, kapalı uzam ile yapıt oluşturan madde arasındaki denge ile başarılmıştır. Tek canlı kişiyi merkeze ve tek başına yerleştirmiş, bunu da sadece kendi düş gücünün zorlaması ile yapmıştır. Szajna sanatçının uzam ve madde ile verdiği uzun savaşın sonucu olarak bıraktığı çıplak ölü nesneleri canlandırmak zorunda olmuştur.

Birkaç yıl sonra yaratılan “Replika” bu durumun çözümü veya doğru yanıtın bulunması olmuştur. Bu oyun madde ile uzam arasında kurulan denge açısından “Recminiscencje”ye benzemektedir, ancak değişik tarzda yaklaşmıştır. İlk önce etki, sonra aksiyon olan “Replika IV” sahne aksiyonu tiyatro haline geldiği için zaman içinde var olabilmiştir. Çevreleyen kapalı uzam seyircilerin kendileri tarafından oluşmuştur. Aksiyon yeri dışında başka bir uzam yoktur. Oyuncular, hareketlerinde nesneler, mankenler ve maddeler ,ile bağlantılı olarak, Szajna’nın öteki yapıtlarında olduğundan daha çok, bu oyunun bütüncül yapısını yaratmaktadır. Uzamı ve maddesi canlı insanlardan oluşturulmuştur.

“Replika”nın Polonya’daki ilk temsilinden birkaç ay sonra “Dante” (1974) yaratılmıştır. Bu, bütün uzamı açma girişimleri içinde en önemlisi olmuştur. Szajna genellikle, şeyi sübjenin gereksinimleri ile açıklayan stilistliği değiştirmiştir, ancak kişi bu değişikliğin, madde ile uzam arasındaki istisnai gerilimin bir sonucu olduğunu düşünebilir. Bu durumda karşılıklı ilişkilerin daha ileri ve yaratıcı çözümleri olanaksız hale gelir. Szajna’nın bütün oyunları içerisinde “Dante”nin evreni en açık ve en geniş olanıdır. Bu da yine seyircinin önünde başlar. Projeksiyon ile derinleştirilen final sahnesi dış uzamın sihrini ortaya çıkarmaktadır. Objeler ve plastik aksiyon, ayırt edici disiplinin sübjesidir. “Replika” ile birlikte “Dante”, madde ile uzay arasındaki uyumun her iki kategoriye farklı yaklaşımda bulunarak sonunda başarıldığı Szajna yapıtlarından ikincisidir.

1978’de Szajna, daha sonra Nasz Wiek XX’ye dönüştürülen grafik-resim döngüsü “Mrowiska” üzerinde çalışmaya başlamıştır. “Majakowski” poteri bu serinin ilk işareti olmuştur. Sanatçı bunu kalın bir basit insan siluetleri ağı ile kaplamıştır. Çizimler önce siyah-beyaz olarak yaratılmış, sonra renklendirilmiş sonunda da uzun dikdörtgen şeklindeki resimler ince bir boya tabakası ile renklendirilmiş. Kanvas üzerindeki boşluk bazen daha büyük siluet, bir harita veya bir nesnenin gölgesi şeklinde siluetlerle doldurulmuştu. Daha önce “Reminiscencje” ve “Replika”da olduğu gibi uzay ve maddeyi birlikte tanımlamıştı. Bu dizide yer alan resimlerde insan dışında uzay ve madde yoktur. Aynı şekilde nesnelerin kalıntılarının Szajna’nın insan değerlerini tanımlamada kullandığı etki araçların en önemlisi olması gibi, son resimlerinde uzay ve madde, uzun nesnellik periyodundan sonra ortaya çıkan insanın durumunu gösteren araçlar olmuşlardır. İnsan kişiler onları diğerlerinden ayıran özelliklerini dahi yitirmişlerdir. Tek vücut olmuşlardır. Her biri işaretlere dönüşmüşlerdir. Kimi bireyselliği karakterize eden şey, belki de sadece kalabalıktır.

Sanatın temel kategorileri arasındaki ilişkinin asal çözümünün nihai sonucu olan Szajna’nın uyarısı, onun varolan inancının bir parçasını oluşturur. Sonuç, somut sanatsal seçimle kararlara da bağlı olarak yıllar geçtikçe değişmiştir. Ancak aynı soru hala geçerlidir: Bireyin varlığının, kendininki de dahil onuru ve değeri uygarlığın yarattığı insan şiddetini destekleyen ve şiddeti kolaylaştıran, dünyanın özü ve nesnelerin fazlalığı ile ilgili soru. Son on yıl içinde bu genel soru somut bir soruna dönüşmüştür. Varolan koşullar altında, bir birey kendini insanın değiştirdiklerine karşın nasıl savunur.

Szajna, kurallar ve klasik estetiğin anlamına, özellikle güzellik ve biçim kategorilerine karşı duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirmiştir. O, bunlara uygarlığın ahlâk çöküntüsü neden olduğu yanlış değerler olarak düşünmektedir.

Evrensel sanata karşı talebi bazı insan değerlerini savunuşuna göre sanatçı, sanatsal malzemelerinden iliştirmek istediği subjelerin ilişkisine bağlı kendi kompozisyon ilkelerini uygulamıştır.

Szajna’nın bütün yapıtlarında, özellikle kolaj, resim ve çevrede, yaratma ve yok etme güçlerinin dengesi, malzemesel kaos ve düzen tipik olarak göze çarpmaktadır. Sanatçı aynı zamanda kontrastlar, değişik malzemelerin birleştirilmesi, kumaş ve çeşitli nesneler kullanmaktadır. Saklanmayan yaratıcı sürecin izleri gözlemlenebilir farklı malzemelerin ayrışmasından geleneklerin bireşimine dek süren yolun kalıntıları-tek sesli, ayırt edici uç durumlarda insanın bakış açısının biriktirdiği, bireysel varlığın olasılıkları ile ilgili sonsuz soru, Szajna’nın yapıtlarının kompozisyonunda, anlamlarında olduğu gibi- cinsel özelliklerde somut ve soyut arasındaki yeni işaretin şekillenmesi arasında sürekli bir oyun vardır. Görüldüğü kadarıyla Szajna özün bilinmeyen özelliklerini dışa vurur-bunlar önceki nesnenin şeklinin yol edilmesinden ve işlevlerin değiştirilmesinden sonra oluşan yenilenmiş keşfin bir sonucu olarak biçimlenir. Nesnelerin tesadüfü şekillerinin farklı materyallerin aynı düşünceden etkilenen tek bir kütleye dönüştürülmesi veya üç boyuta yaklaşan, istenen ifadeye dönüştürülmesi yoluyla, Szajna’nın çalışmalarında yeni nesneler yaratma çabası görülür. İnce bir boya tabakası ile kapladığı son resimlerinde, yeni bir sembol arayış eğilimi tipik bir özellik sergiler.

Szajna tarafından başka bir alanda-tiyatro da yeni bir sanat subjesi yaratılmıştır. Szajna, bu yüzyılın başından beri; bu tür sanatın reformcularının düşüncelerinin karşılanması ve konstrüktivistler, kinetik sanatın, kolaj tekniğinin takipçileri; oluşmuş çevre ve aksiyon gibi sanatların geleneksel olmayan türlerinin yaratıcıları tarafından ortaya atılan bir çok sanatsal amacı, kısmen gerçekleştirilmesi anlamına gelen yeni tiyatro biçiminin yaratıcısıdır. Plastik anlatımın tiyatrosu, özgün tiyatro türüdür. Nesneler ve oyuncular tarafından oluşturulan malzemeler olan Szajna’nın “örgensel tiyatrosunun” ilkelerine göre, gösteriyi bir bütün haline getiren düşünceler olarak ortaya çıkmaktadır. Szajna’nın tiyatrosunda “canlı” kontakt olarak tanımlanan spesifik bir oyuncunun nesneyle oynaması durumu tipiktir. Oyun boyunca her iki tarafın işlevleri değişir. Nesne canlanır, kişi nesneye dönüşür. Canlı anlatım tiyatrosu aynı zamanda aksiyonun yoğunlaşması, güçlendirilmiş dışavurum ve dramanın durumu ve yapısının yer değiştirilmesinin bir sonucu olan episodiklik ile de tanımlanmıştır. Tiyatral maddenin yeni yapısı yaratılmıştır. Sanat, geleneksel bir malzeme ve subjenin ana taşıyıcısı olarak drama hükmetmeye başlamıştır. Sanat artık kelimenin işlevlerini üstlenmiş, bütün oyunun anlamının belirleyicisi olmuştur. Bu tiyatroda anlamların yaratılması süreci, bütün tiyatral maddenin algılanmasına benzerlik gösterir hale gelmiştir. Böylelikle, özel olarak imal edilmiş nesneler ile oyuncunun hareketi canlı hareket ve sahne durumlarının toplamına dönüşmüştür. Oyunun düşünce ve bildirisinin saklı olduğu sanatsal anlatım olan resimlerin bağlantısı kurulmuştur.

Szajna’nın tiyatrosundaki spesifik özellikler aynı şekilde resimleriyle tanımlanmıştır-özellikle kolaj ve resim- rölyefler onun tiyatral yönüyle tanımlanmıştır.

Üretildikleri maddede gömülü dışavurumla Szajna’nın yapıtları, var olmalarını emretmek ve aynı zamanda onları gerçeğe yaklaştırmak gibi izleyicilerin düş güçlerini, gerçek yaşama dönüştürür. Değişik maddelerden oluşan düz kolaj itici gelen kapalı uzam olarak anlaşılmıştır; Sentetik mankenler, bunların insan olmadıklarını gösteren işaret ve izler, işkencenin resmi olarak hissedilmiştir.

Son yıllarda Szajna, zamanla giderek daha fazla ilgilenmeye başlamıştır; Sanatçı, temel insan değerlerine karşı bir görüş yaratmaya çalışmıştır. En başta sanatçı bunları tüketici uygarlığının belirleyicileri olarak kabul etmiştir. Sanatçı, bu karşı görüş için kesin bir delil bulamamıştır-bunun için bir uzaklık onayı seçmiştir. Sadece uzaklığa karşı zamanın erimesi, her şeyi fetheden zamana verilecek bir yanıt olabilirdi. İnsan, çözülmeyen bir giz içinde zaman tarafından kapsanmıştır.

İnsanın bakış açısından, düşünceler, sanat ve yaratıcı etkinlikler gibi şeyler en uzun süreli değerlerdir. Bunlar yaşam içinde sanattan daha geniş bir biçimde vardır. Bunlar sadece insan bireyleri tarafından bir bütün içerisinde birleştirilebilirler.

“Portraits” adlı tiyatral dizisinden önce Szajna dramatlar gerçekleştirmiştir. Bunların evrenselliği “büyük bireyciler” tarafından gerçekleştirilen çözümlere dayandırılmıştır. Nietsche ve Witleacy’nin çözümlerinde, sanatçı, hasta düşüncelerle uyandırılan kalabalıkla yüzleşen insan özgürlüğünün taşıyıcıları ve temsilcileridir. Bu çözüm Szajna’nın “Stüdyo Tiyatrosu”nda geçirdiği on yıl boyunca yararlandığı temel akım olmuştur.

Amaçları çok riskli olduğu için bireysellik, bilinmeyen gizlerin çözümünde “Faust” veya “Dante” kadar başarısız olmuştur. Bireysellik “konformistlerin ve pragmatistlerin ortak değerlerini ve özgürlüğünü savunur. Başta açıkça görülebilir başarısızlığa karşın, evrensel düşünceleri savunmak üzere geliştirilen; yoğun insan etkinlikleri olan aktivizm sloganı, Szajna’nın yetmişli yıllardaki inancını tanımlar. İnsanın varlığı bir değerdir, fetiş bir nesne değildir, hümanist bir düşüncedir-tüketim değildir.

Polonya tiyatrosunda bu kadar kabul görmüş ve böyle sıcak karşılanmış bir sanatçı daha yoktur. Bir çok ülkede onun oyunlarında insanlar kendi kültürlerine yakın yeni anlamlar keşfetmişlerdir. Bu da Szajna’nın yapıtlarının açıklığının ve gerçek evrenselliğinin kanıtıdır. Onun yapıtlarıyla ilgili bir çok makale yazılmıştır. Örneğin, “Replika” hakkında dünyanın çeşitli yerlerinden tepkiler gelmiştir: “Bu sürrealizm boğulmasıdır. Bu gösteri sanatsal kutsallığın doruğuna ulaşmıştır.” (R. Temkine, 1973, “Europa”, Fransa). “Sonunda geleneksel tiyatro yıkıldı.” (G. Dumar, 1973, “Nouvel Observateur” Fransa). “İnsanın acısını kimse, hiçbir zaman ve hiçbir yerde bu kadar şaşırtıcı ve düşündürücü şekilde göstermemiştir” (H. Schmidt, 1974, Neue Ruhr Zeitung”, Almanya). “Replika” sadece bir gösteri değildir. Bu, gerçek devrimci öneme sahip sanattır.” (A.F. Tomaszewski, 1975, “Amerika” ABD). “Bazı yapıtlar konularını ve anlamlarını ifade edebilmek için binlerce sözcüğe gereksinim duyarlar. “Replika”nın sözel ayrıştırmaya gereksinimi yoktur. Çok yönlü Szajna’nın sanatında kesit görüntüsel etki tipidir. “(A. Zipser, 1975, Port Jeffersen Record”, ABD).”Replika” unutulmaz derin bir tiyatral deneyimdir. Bu oyun daha önce tiyatrodan aktarıldığından daha iyi bir şekilde insanın başka insana karşı zalimliğini anlatmaktadır. ” (W. Barber, 1975, “Long Island Press” ABD). “Oyun seyirciyi öyle sarsıyor ki, başka her şey arka plana itiliyor. Geleneksel tiyatro açısından hiçbir şey yürümüyor, tiyatro denebilecek hiçbir şey”. (M. Rabele, 1975, Meksika). “Replika” çağdaş tiyatronun en önemli başarılarından biridir.” (J.M. de Mora, 1975, El Heraldo de Mexico”, Meksika). “Replika” derin anlama sahip, hem teksesli hem homojen boyutu olan bir oyundur. Gerçeği herkesin ulaşabileceği şekle sokar. Son on yılda ne kendi tiyatrolarımızda ne de başka bir yerde, bana böyle bir güçle ve böylesine mükemmel bir şekilde seslenen hiçbir şey izlemedim. “(W. Godde, 1975, “Westfaliche Rusdschau”, Almanya). “Bütün krallar, devlet başkanları ve başbakanlar “Replika”yı izlemeli” (B. Delatiner, 1976, “The New York Times”, ABD). Szajna yüzyılımızın hastalıklarına ve halen mevcut olan tehditlerine yeni bir sentez getirmektedir, ancak onun inancının kaynağı umutsuzluk değil, her zaman umutlu olmamız gerektiğidir. “(J.L. Barcault, 1977, “La Quotidien de Paris”, Fransa). “Replika”, sanatçının hümanist yaklaşımı sayesinde çağdaş dünya tiyatrosunun gelişmesinde ilginç bir basamaktır. Oyunun sonunda bizi sadece alkışlamaya değil aynı zamanda düşünmeye ve derin meditasyona girmeye zorlar. “(M. Barbutta, 1978, “Sciteia” Romanya). “Replika” bu tiyatral dönem toplama kamplarından esinlenmiştir. Bizlere böyle yerlerin, bütün kötülüklerin ve canavarlıkların toplamı olduğunu hatırlatmıştır. Ancak bunlar bize aynı zamanda adalet, özgürlük ve insanlığın tam bağımsızlığına olan inancı aramamız gerektiğini göstermiştir.” (C. Alfanso, 1978, Arriba, İspanya). “Replika” büyük bir tiyatro olayı, bütün olarak tiyatronun çılgın bir gösterisi ve aynı zamanda oyuncunun gücünün kanıtıdır. “Replika”da herşey herşeyi etkilemektedir. “(E. Lehtola, 1979, “Aumulehti”, Finlandiya). “Replika” “Sanatsal provokasyona,” “yaşamın anlamsızlığına isyan” olarak değerlendirilmiştir. ” (G. Petzold, 1979,” Stutgarter Zeitung”, Almanya), Szajna amacına ulaşmaktadır:Sanat düşünceyle sarsmaktadır. İzleyiciyi karmaşık ve bilinmeyen gerçek hakkında düşünmeye zorlar: zalim olduğu için saklanan gerçek.” (C. Perez Ariza, 1983, El Diario”, Venezuela). Böyle bir liste sayfalar dolusu tutabilir. Szajna’nın gezileriyle ilgili makaleler toplansa bir kitap oluşturulabilir.

Jozef Szajna’nın etkinlikleri sadece sanatsal veya idari işlerle sınırlı değildir. Eğitimini tamamladıktan sonra Szajna, Krakow Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yapmıştır. 1972’den bu yana Varşova’daki Güzel Sanatlar Akademisinde öğretmenlik yapmaktadır. 1972-1978 yılları arasında aynı zamanda birçok Leh ve yabacı metin yazarları yetiştirilen “Senografi Stüdyosu”nun da yönetmenliğini yapmıştır. Szajna, tiyatrolar da yönetmiştir. Onun döneminde Nowa Huta’da bulunan Teatr Ludowy ülkenin en ilginç tiyatrolarından biri olmuştur. 1971’de Szajna Varşova’daki “Klasik Tiyatro”nun müdürlüğüne getirildikten birkaç ay sonra, burasını “Çağdaş Sanatlar Galerisi” ve “Stüdyo Tiyatrosu’na dönüştürmüş ve birkaç yıl sonra Polonya’nın ilk sanat merkezini kurmuştur.

1981 Aralık ayında “Stüdyo Tiyatrosu’ndaki müdürlük görevinden ayrıldıktan sonra Szajna yine yurtdışı gösterilerine devam etmiş, gösterinin yeni versiyonlarını gerçekleştirmiş, yeni sergiler açmıştır. En önemli uluslararası festivallerde yer almıştır. Artık bir çok ülkede Polonya’nın en büyük sanatçılarından biri olarak tanınmıştır.

1980’de Batı Berlin’de bir sergi sırasında “Portret Czlowieka” adlı tasblosu, ayrı bir odada tek başına sergilendi. 1989’da Sao Paola Bienalinde eleştirmenler onun adını dünyanın en büyük 5 sanatçısının arasında kabul ettiler. 1991’de Canary Island üzerindeki Santa Cruz’de Tenerife’de kendi festivali organize edildi.

Szajna alışılmadık bir kişiliğe sahiptir. Bu kişilik onun sanatını da etkilemektedir. Szajna sanat ve özgürlük fikirlerini savunan yorulmaz bir konuşmacıdır; O, temel sanatsal ve ahlâki sorunlarla ilgilenen bir düşünürdür. O, aynı zamanda sıradan yaşantıya tepki gösteren bir gözlemcisidir. Szajna, görüşlerinin bütün dünyada çeşitli fırsatlarla çevreye yaymaktadır. Seminerler, sempozyumlar, dersler, festivallerde yaptığı konuşmalar, gençlerle yaptığı tartışmalar, gazeteler ve eleştiriler. Bu toplantılar hep verimli olmuştur. Szajna dinleyicisini büyüler. Yorumları, yargıları ve önemli sorulara yaklaşımı sanatı kadar ilginç ve şaşırtıcıdır.

Konuları daima sanat, insanî etkinlikler, sanatın değeri, bireyin görevi, insanların kendilerine ve başkalarına karşı taşıdıkları ahlâki sorumluluk üzerinde yoğunlaşmıştır.

Zbigniew TARANIENKO

 


RESSAM GÖZÜ İLE SZAJNA 1977 yılında Varşova’da Teatru Studio’nun galerisinde resimlerimi sergilediğim sırada bu sergimi gerçekleştirmede en önemli rolü oynayan J. Szajna’yı kendi tiyatrosunun başında tanımak fırsatını bulmuştum.

Ressam, grafikçi, sahne dekoratörü, kuramcı ve yönetmen J. Szajna’nın sanatı ve üstün kişiliğini hiç şüphesiz bütün yönleri ile tanımada güçlükler, zamanın koyduğu güçlükler vardır.

Bu çok yönlü, çağdaş tiyatroda çığır açan, plastik sanatların, geleneksel tür ve biçimlerin dışına çıkan ve edebî tiyatroya karşıt anlatım tiyatrosunu anlatan, geliştirilen Szajna’nın sanatını yakından tanımak imkânı doğdu. Bunlardan biri, İstanbul Festivali kapsamında Taksim Sanat Galerisi’nde açılan tablo, grafik desen, kolaj, çevre düzenlemesi, tiyatro dokümanlarından oluşan retrospektif sergisi, diğeri ise tüm dünyada yankılar uyandıran ve sanatçının baş yapıtlarından biri sayılan “Replika” adlı oyunuydu.

Bu yazı Szajna’nın plastik kurgusuna ve onun sistematiğine yaklaşmaya, tiyatrosunun temelini oluşturan plastik dili aktarmaya yönelik olacak.

Kanımca en hazırlıksız izleyici bile kılavuza gereksinmeksizin sezgisine kulak vererek bu hayatın içinden geçip gelen dürüst ve yoğun görüntülerle gerçek bağı kurabilir, yeter ki peşin hükümlü olamasın.

Yarattığı plastik sanat Szajna’nın gözünde heyecanların boşaltılması ve aynı zamanda yaşanan çağın açtığı yaraların vurgulanması anlamına gelmekte. Szajna’nın uğraşının tümünde (dekor, resim ya da heykel) grafiğe yakın bir işaretin bulunmasına ve aynı zamanda tüm insan dramını yansıtabilecek evrensel zaman ötesi bir uzayın yaratılmasına yönelik bir çaba gözükmektedir.

Bu eğilim, 1960-1964 yıllarına rastlayan ilk dönemine ait “Yapılar” serisi ile “Tablolar- Dramlar” adlı tablolarda, bir ölçüde dekor ya da kostüm projeleri niteliğindeki “Tiyatro Çeşitlemeleri” adlı kolajlarda mevcuttu.

Bu davranış “Mezar Kitabeleri” ve “Apotezioler” serilerinde “İki Kişi” gibi tablolarda Szajna’nın assamblage’a ilgi duyarak bez üstüne kukla parçaları, gövdeleri vb. kullanması ile sürdü.

1978 yılından itibaren grafik ve resim çeşitlemeleri ile yaratılan “Karınca Yuvası” serisinde görüldüğü gibi uzayla düz işaret arasındaki ilişkinin sürekli olarak çözülme isteği belirgindir. Malzeme karmaşası ile kompozisyon öğelerinin dengesi, değişik resim malzemeleri, varlıkların nitelikleri arasında meydana gelen çatışmadan yararlanması, kolaj ve çevre düzenlemeleri başta olmak üzere Szajna’nın tüm yapıtlarının özellikleridir.

Bunların sayesinde, Szajna’nın çalışmalarında sanatçının yaratma sürecinin izi, genellikle kullanılarak yıpratılmış, gerçek nesnelerden kaynaklanan çeşitli malzemelerin analizinden, insanı aşırı durumlarda görmekle yoğunlaştırılarak tek anlamlı açık bir içeriğin sentezine giden yolun belirtisi kalır.

Madde ile fikir, soyut ile somut arasında bitmeyen bir oyun oynanır, bütün bunlara rağmen Szajna’nın plastik çalışmalarında nesnenin gelişi güzel şekline istenilen anlam katılmakta, üç boyutluluğa yaklaşmakla veya çok nitelikli malzemeden hareket ederek onu hem değişik hem de ortaklaşa bir fikre tabi olan tek cins maddeye dönüştürmekle yeni bir objenin (tableau objet’nin) yaratılması amaç edinilir.

Jozef Szajna plastik anlatım tiyatrosunun özünde çağdaş sanatın kurmacılık, kinetik, kolage, asamblage, happening, çevre düzenlemesi, aksiyon sanatı gibi geleneksel olmayan akımların sunduğu imkânların sentezini gerçekleştirerek tiyatro dilinin plastisitesini etkinleştirmektedir.

Tiyatronun özelliği plastik olma niteliğine ne denli bağlı ise, sanatının plastiği de teatral olmasına bağlıdır.

1977 yılının 14 Aralık günü Varşova’da 6 Temmuz 1984’te de İstanbul’da yaptığımız söyleşilerden bazı kısımları aktarıyorum:

Tiyatronuzda tekstin rolü nedir?

Ben edebî tiyatroya karşıyım. Tiyatro görüntüden alır gücünü. Bazı aktörler edebî tiyatroyu korumaya kalkıyorlar, ben onları tembel buluyorum, kolay yolu seçiyorlar. Edebî tiyatronun yeri radyodur.

Siz imajı öne alıp teksti bu imajdan doğrultuyorsunuz denilebilir mi?

Ben, ressamım, görüntümün gücünü ve tesirini kullanıyorum öncelikle.

Resimde ve tiyatroda vardığınız bütünlüğü ve imaj gücünü neye bağlayabilirsiniz?

17 yaşımdan 22 yaşıma kadar Auschwitz’de ateş ve ölüm deneylerinden geçtim. Kaba kuvveti protesto ediyor, çağdaş insanı uyarıyorum sanatla. Resimle yazıp görüntü ile konuşuyorum.

Hep tehlikeye seçtim riske girdim, hayatımda ve sanatımda. Bütün acılarına rağmen güzel ve doğru bir gençlik yaşadım diyebilirim, o yüzden de kaybetmekten korkacak bir şeyim yok.

Mehmet GÜLERYÜZ
Milliyet Sanat Dergisi
Sayı: yeni dizi/100
Temmuz, 1984
superbahis safirbet polobet maltcasino interbahis grandbetting dinamobet celtabet casinomaxi casinometropol galabet jojobet perabet aresbet asyabahis betnano bets10 casinomaxi casinometropol galabet jojobet marsbahis mobilbahis mroyun perabet imajbet betmarino