Polonya’da Türk izleri Laykonik

 

 

Tarihi çok eskilere dayanan Türkiye-Polonya ilişkilerinin bütün canlılığı ile günümüzde de devam ettiğini görmekteyiz. Bu ilişkiler geçmişte çeşitli sebeplerle belirli zamanlarda sekteye uğramışsa da iki ülkenin birbirine olan güveni ve dayanışması esasta bir süreklilik göstermektedir.

Polonya’da yaşayan Türklerle, Türkiye’de yaşayan Polonyalılar bu dostluk ve dayanışmanın günümüzdeki canlı ôrnekleridir-, Varşova ve Krakov Üniversitelerinde kurulmuş olan Türkoloji bölümleri, kültür ve dostluk dernekleri, Avrupa ülkelerindeki Türkoloji merkezleri içerisinde gerek eskilikleri ‘gerekse faaliyetleri bakımından oldukça ileri seviyededir. Buralarda ve diğer akademik kuruluşlarda yapılan çalışmalar Polonyalıların Türklere olan ilgilerini ve oralardaki Türk izlerini göstermektedir-. Buna Polonya müzelerinde bol miktarda teşhir edilen Türklere ait çeşitli eşyaları. Leh diline girmiş olan Türkçe kelime ve deyimleri, yaşamakta olan ve folklorik özellik kazanmış birtakım olayları da ekleyebiliriz. “Paskalya Türkleri” bunlardan biridir.

Bu tören Viyana Kuşatması’ndan kaynaklanmaktadırve üç yüz yılı aşkın bir süredir aralıksız devam etmektedir.

Bu yazımızın konusu olan laykonik de Türklerle ilgili tarihi bir olaydan kaynaklanmaktadır. “Ayaklı at” anlamına gelen laykonik, Polonya’nın her tarafında tanınmaktadır ve adeta Krakov şehrinin semboludür. Şair, yazar ve ressarnlara konu olan bu motif, günümüzde kartpostallarda, kitap, karikatür-‘, tablo ve biblolarda, yılın belirli bir gününde yapılan törenlerde bütün canlılığıyla yaşamaktadır.

Laykonik’in çıkışına vesile olan olayın evveliyatı 13. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Lehistan ile Osmanlı’nın teması önce Tatar Türkleri vasıtasıyla olmuştur. Lehistarı içlerine kadar akınlar yapıp ganimet ve esirlerle dönen Tatarlar. asırlarca Lehistan için bir tehdit unsuru olmuştur. Bazen sulh ile bazen de mağlübiyetle sonuçlanan bu savaşlar Tatarlar’ın Osmanlı hakimiyetine alınmasıyla sükün bulmuştur. Ancak TürkTatar izleri hiçbir zaman silinmemiştir. Bunlardan bazıları yazımızın konusunda olduğu gibi günümüzde düşmanlık duygularındanuzak tatlı birer folklor unsuru olarak yaşamaktadır.

 

Eskiden Wisva (Vistül) nehrinde sallarla taşıma yapılırdı, Şimdiki şehir merkezine yakın Zwierzyniec denilen yerde duvarcılar ve nehir işçileri yaşardı (Burası şimdi Krakov’un bir mahallesidir). Buradaki insanlar geleneklerine oldukça bağlı idiler. Krakov geleneklerinin çoğunu burda görmek mümkündür. Laykonik ile ilgili geleneği yaratanlar da eskiden beri bu bölge insanlarıydı.

 

Paskalyanın ikinci gününde “Emaus” denilen bir pazar kurulur ve bütün Krakovlular orada toplanırdı, “Bozeg Ciafo” denilen bayramdan (Paskalyadan kırk gün sonra) itibaren sekiz gün boyunca Zwierzyniec’den şehir merkezine bir din alayı gider ve başında Laykonik bulunurdu. Bir ara yasaklanan ve urtutulan olay, 19. yüzyıldan itibaren tekrar canlandirılmaya başlanmış olup bugün de dini alaydan ayrı olarak yapılmakta ve başında yine Laykonik bulunmaktadır.

 

Bazı Polonya kaynaklarına göre 13. yüzyıl sonlarında yapılan bir savaşta Zwierzyniec’de yaşayan bir nehir işçisi Tatar hanın (belki de saldıran askerin kumandanını)öldürünce Tatarlar bozulur ve kaçarlar. Bu köylü (nehir işçisi), Tatar kumandanının elbisesini giyer ve ata binerek etrafında oluşan kalabalıkla zafer şarkıları söyleyip dans ederek şehir (Krakov, Polonya’nın eski başkentidir ve kültür varlıklan yönünden zengindir. Varşova ise yeni başkenttir. Bu bakımdan iki şehir arasında sürekli bir rekabet vardır. çoğu karikatürde Krakov, Laykonik ile, Varşova da ünlü pomnik (heykel) ile sembolize edilmektedir. Mizahi tenkitte Krakov zikredilince, doğu kasdedilince Laykonik ile kuledeki borazancıya ok atan Tatar Türk’ü akla gelmektedir.) merkezine gelir. Halk yol boyunca onları büyük bir coşku ile karşılar, hediyeler verir. Bu olay Laykonik töreninin başlangıcı olur ve her yıl Boaeg Giato bayramında dini törenin ardından Rynek’e gelerek gösteri yapılır.

 

Söz konusu mahallede yaşayarı bir işçi (bu töreni düzenleyen komite üyelerinden biri), her yıl Tatar hanı kıyafetine girer. Altında tahtadan bir at vardır ve bu at çok süslüdür. At bir askı ile tutturulur. Şahsın başında bir sarık vardır. Bu sarık süslüdür ve ucunda bir hilal bulunur. Laykonik, iri yarı, esmer ve uzun kara sakallıdır. Kaftanı Türk ve Polanya motifleriyle. kıymetli taşlarla bezelidir. Sırtında sadağı. yanında kılıcı (yatağan) asılıdır. Elinde süslü bir hükümdarlık asası vardır. Bu asa ile töreni izlemeye gelen insanlara hafifçe dokunur. Bu uğur addedilir ve kime dokunursa dileklerinin kabul olacağına, o yılı sağlıkla geçireceklerine inanılır. Memnuniyet ifadesi olarak Laykonik’in önündeki sepete para atılır.

 

Laykonik’in elbiselerinin ağırlığının 30 kilo kadar olduğu belirtilmektedir.

 

Laykonik’in önünde bayraktar, arkasında ise kumandanlar, koruyucular ve çalgıcılar bulunmaktadır. Bayraktarın taşıdığı bayrak, artık Tatar bayrağı değil Polanya bayrağıdır. Üzerinde Polanya asilzadelerine ait bir kıyafet (kontusz) bulunmaktadır.Tören alayında bulunanlarınbir kısmında Polanya halk kıyafetleri; diğer kısmında ise boncuklarla süslü doğulu kıyafetler vardır (daha çok Osmanlı kıyafetlerine benzetilmiştir). Orjinal kıyafetler tahrip olduğu içirr’ benzerleri yapılmıştır.

 

1904 yılında Stanıslaw Wyspianski adlı ünlü Polonyalı ressam aslına uygun olarak bunları yeniden çizmiştir. Her yıl düzenlenen bu törenin belirli bir güzergahı vardır. Bu güzergah ilk günden beri hiç değişmemiştir. Tören alayı Nowbertanki adlı manastırın papazlarını ziyaretle başlar. Papazlar dua ettikten sonra müzik eşliğinde Zwierzyniecka ve Franciskaska sokaklarından geçilir. Belediye binasının önünden belediye reisi ve erkan tarafından karşılanır, Belediye reisi Laykonik’e ilkinde olduğu gibi bahşiş verip ~arap ikramında bulunur.

 

Orada bir süre dans edildikten sonra Grodzka sokağından geçilip şehir meydanına (Rynek Clowny) gelinir. Bugün halk tarafından bilindiği ve afişlerle Laykonik’in çıkarılacağı duyurulduğundanhalk yolları vaktinden önce doldurur. Herkes Laykonik/in elindeki asa ile kendine dokunması için adeta birbirleriyle yarı~ır. Laykonik daha sonra dans ederek tören alayı ile “Hawelka” adlı tarihi lokantaya girer ve orada kendilerine ~arap ikram edilir. Akşam yemeğindensonra da tören sona erer. 25.06.1992 tarihinde bizzat izlediğim Laykonik töreni “1992 Krakov Kültür Günleri” dolayısıyla daha bir renkli ve zengindi. O yıl iki defa Laykonik gösterisi yapıldı. Bunlardan birincisi çocuk bayramında, ikinci ve esas olanı ise yukarıda belirttiğim tarihte oldu. Birincisi sade idi ve çocuklara yönelikti. Etrafında kumandanları, çalgıcıları yoktu.

 

Daha çok turistik amaçlı olan bu Laykonik, seyirciler arasında ve sahnede dans etti. Esas Laykonik ise bütünüyle geleneğe uygundu. “Krakov Kültür Günleri” dolayısıyla ilave olarak Rynek’te sahneye çıktı dans etti ve belediye reisi ile konuşup şerefe kadeh kaldırdı. Bu sırada daha çok turistlere yönelik olarak Laykonik hakkında bilgi verildi. Bazı iddialara göre Laykonik’in tarihi bir temeli yoktur. Halk, Tatar saldırılarından bıkıp usandığı için kendi hafızasında böyle bir şey yaratmıştır. 1800’lü yıllardan itibaren bazı araştırmacılar ve gazeteciler yazdıkları çeşitli yazılarla Laykonik olayını tarihi belgelerle temellendirmeye çalışrruşlardır”.

 

Laykonik töreni, önceleri Boze Cialo bayramı içerisinde yer alırken zamanla yürüyüş alayına birtakım komik unsurların girmesi yüzünden Krakov Piskoposu J. Olecknowski tarafından 1787 tarihinde yasaklanmış ve dini törenlere katılmamıştır. Günümüzdeki Laykonik törenlerini 1898 yılından beri Krakov’da bulunan tarih ve müzelerle ilgili bir kuruluş düzenlernekte ve finanse etmektedir. Ayrıca halk da tören esnasında bağışta bulunmaktadır.

 

Laykonik’e atfedilen başka bir efsane de Rynek’teki Maria kilisesinde boru çalan kule bekçisi ile ilgilidir. Bu efsaneyi yazılı bir kaynakla belgelendirmemiz mümkün olmamıştır. Sözkonusu kilisenin iki kulesi vardır ve bunlardan biri kısa, diğeri uzundur Uzun kulede bir itfaiye eri her gün, her saat başı kulenin dört tarafındaki dört pencereden boru ile “ti” çekmekte ve son “ti” birden bire kesilmektedir.

 

Asırlar önce şehir, dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı bu kuleden gözlenmekte idi. Yine ani bir Tatar saldırısındaboru ile halkı uyaran gözcü, atlı bir Tatar askerinin yerden attığı bir akla boğazından vurulmuş ve aşağı düşüp ölmüştür. Daha sonra bu Tatar askeri yakalanmış ve sokaklarda ibret için dolaştırıldıktan sonra öldürülmüştür.

 

İşte o gün bu gündür bir itfaiye eri uzun uzun boru çaldıktan sonra o olayı tekrar yaşayarak birden bire vurulmuş gibi boru sesini kesmektedir. Laykonik ile bu olay ne derece irtibatlidır-bilemiyoruz, ancak ilginç olanı her ikisinin de Türklerle ilgili olmasıdır.

 

Prof. Dr. Dursun Yıldırım Armağanı Pars Yılı ANKARA 1998 POLONYA’DA TÜRK İZLERİ: LAYKONİK Dr. Hasan Avni YÜKSEL

Kaynak:

http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/hasan_avni_yuksel_polonyada_turk_izleri_laykonik.pdf